Hikayemiz 1415 yılının savaş ve kaos ortamında başlar. Timur, Anadolu’yu kılıçtan geçirmiş, padişahın oğulları Musa ve Mehmet Çelebi taht için birbirlerine düşmüşken Şeyh Bedreddin İznik’te sürgündedir. Bedreddin’inn fikirlerini benimsemiş olan Börklüce Mustafa Karaburun’da, Torlak Kemal ise Manisa’da halktan toplanan vergilere ve talanlara isyan eden insanlarla birlikte ortak bir yaşam kurmuşlardır.

Çelebi Mehmet’in ordusunda yer alan rütbesiz bir asker olan Ali Ferit, ordusundan ayrı düşüp günlerce aç, susuz ve yaralı bir şekilde Karaburun ormanında ilerlerken Börklüce Mustafa’ya bağlı adamlar tarafından baygın vaziyette bulunur ve Karaburun’da bulunan yerleşim yerine götürülür.

Kendisini esir olarak gördüğü ve sürekli kaçma planları kurduğu Karaburun’da düşman gördüğü insanlar tarafından tedavi edilen Ali Ferit, Börklüce Mustafa’yı ve onun fikirlerini tanıdıkça kaçınılmaz bir değişim sürecinin içine girer. Kendisi ile ilgilenen ve yaralarını iyileştiren Zeynep’e ilk gördüğü an âşık olan Ali Ferit böylece Karaburun’da geçirdiği zaman içinde hem dünyevi hem tasavvufi aşk ile tanışır.

Bedreddin’in fikirlerinin de etkisiyle yeni bir insana dönüşmeye ve önceleri korktuğu, garipsediği bu toplulukla kaynaşmaya başlar. Ancak yakında onları bekleyen büyük ve zorlu bir savaş vardır. Çelebi Mehmet, bu aykırı ve kâfir gördüğü topluluğu yok etmek için 24 bin kişilik bir ordu toplamaktadır.

Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal adamlarıyla birlikte İznik’e Şeyh Bedreddin’i ziyarete giderler. Bedreddin ile burada tanışan Ali Ferit onun bile kişiliğinden çok etkilenir ve bu ziyaret sayesinde nihai olarak ait olduğu yerin bu insanların arası olduğuna karar verir. Bedreddin, Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal’in sürgünden sonra ilk ve tek kez bir araya geldikleri bir buluşma sırasında savaşla ilgili kararlar alınır. Torlak Manisa’ya, Börklüce ise Ali Ferit’i de alarak Karaburun’a döner.

Kurmaylarıyla birlikte savaş hazırlıklarına başlayan Börklüce Mustafa, Torlak Kemal’e haber göndermesi için Ali Ferit’i görevlendirir. Ancak Ali Ferit, Manisa’ya gitmekten vazgeçer ve savaşa katılmaya karar verir.

Savaştan önce Zeynep’e olan aşkını itiraf eder ve sağ kalırsa hep onunla birlikte olmak istediğini söyler. Savaş günü gelip çatar. Ali Ferit üzerinde beyaz entarisi, elinde kılıcı, çıplak ayak Börklüce Mustafa’nın yanında durmaktadır. Savaş çok çetin geçer. Börklüce ustaca hazırladığı plan sayesinde sayıca çok daha az olmalarına rağmen uzun süre direnen Hakikat Savaşçıları 8 bin kayıp verir. Kalan 2 bin savaşçı ise Osmanlı ordusu tarafından tutsak alınır. Torlak Kemal Manisa’da idam edilir.

Bedreddin yakalanarak yargılanmak üzere Serez’e götürülür. Börklüce Mustafa, Ali Ferit ve diğer tüm tutsaklar ise günlerce işkence görerek peş peşe halkın gözleri önünde idam edilir.

Din ulemasının toplandığı salonda yargılanan Bedreddin, hakkındaki suçlamaları reddeder ve hakikat yolundan asla çıkmayacağını söyleyerek hakkındaki ölüm fetvasına kendi mührünü vurur.

Bedreddin meydanda toplanan kalabalığın gözleri önünde son sözlerini söyleyerek idam edilir.